Salı

MAVİYLE YEŞİLİN AŞKI

Gerçekten ilginizi çekebileceğini düşündüğüm bu günü sizlerle paylaşmak istiyorum.  Burada benimle olmasanız bile benim gözümden günü görebileceğiniz fotoğraflar çektim. Umarım hoşunuza gider ^^



Annemle karar verip biraz temiz hava almak istedik. Öğlen saatlerinde dışarı çıktık. Börekçiye gittik ve bir şeyler yedik. Güzel günüm tam olarak burdan başlıyor. İlk önce çift kişilik sinema bileti kazandım. Ayrıntılarına burada yer vermicem. Bir şeyler yedikten sonra minibüse binip Baltalimanı na geçtik. İndiğimiz yerin yaklaşık 20 metre ötesinde Japon Bahçesi vardı. Herkes övüp duruyodu. Biz de bir göz atalım dedik. ortaya bu görüntüler çıktı.


ağaçların arasından geçen bir ırmak vardı


şu küçük, tatlı şelaleye bakın...




ırmağın üstünden geçen taşlar size alternatif bir yol sunuyor


aradaki benzerlik sizce de oldukça şaşırtıcı değil mi


görevlilerin dediğine göre buradaki bitki ve süs eşyaları Japonya dan getirilmiş. Ben de onların yalancısıyım...








Açıkçasını isterseniz benim beklediğim gibi çıkmadı. En azından bir Sakura görmeyi planlıyordu. Belki de iklime uygun olmadığı için getirememişlerdir.
Ordan çıktıktan sonra sahil boyunca yürüdük.






Tüm gün izlenilesi bir manzara...

Ayaklarımıza denize oturup biraz dinlendik. Sonraa....bir klasik olarak Emirgan Korusu na gitmeden olmaz dedik.
İlk başta benim yolumdan gitseydik 2 dk da varacağımız yolu anneciğimiz yolundan giderek 20 dk da geçtik. Ama o manzara için tekrardan o yolu tercih edebilirim.


dar yolda iki taraftan gelen ağaçların ve güneş ışığının bize yaptığı küçük oyunlarda yolculuğumuz oldukça eğlenceli geçti


sanki küçük bir fırça darbesiyle tüm renkler ve ışıklar birbiri içine geçmiş gibi duruyor


Koruluk beklediğimizden daha sakindi.



Küçük bir çardak bulduk ve zaman kaybetmeden oraya yerleştik. Etrafımız ağaçlarla çevriliydi. Aynı zamanda oturduğumuz yerden ddeniz de görünüyordu.



Biraz daha ilerlediğimizde karşımıza şirin, küçük bir gölet çıktı. İçin bikaç kuğu ve sayıca fazla ördek vardı.




Bundan sonra telefonumun şarjı bitti. Eğer şarjım bitmeseydi size kalp şeklindeki ağacı ve asi sincabı da göstermeyi planlıyordum.
Aslında bakarsanız şarjımın bitmesi benim için bahane oldu. Bir dahakinde yine gelip fotoğraf çekecek ve farklı yerler görmek için daha çok dışarı çıkıcam. Kendi kendime söz verdim.

Blogumu takip edin.
yoyolu kalın...

Pazartesi

SAĞOLUN

Okunma sayım 400 olmuş ve bilin bakalım ne?....
ABD den de takipçim var QoQ
O 19 kişiye içten teşekkürlerimi ve minnetimi sunuyorum QyQ

Blogumu takip edin
yoyolu kalın...

CHAPPİE (yeni yazar)

İmm merhaba ^^ Ben İlayda İröw bahsetmiş benden ve birazda ifşalamış beni -,- Buna biraz gıcık oldum. Herneyse ben kendimi tanıtayım. Bundan sonra bana İlayda değilde Chappie derseniz mutlu olurum ^^ Bunu demenizin sebebi kendimi robot gibi hissetmem ama duyguları olan bir robot gibi hissetmemden geliyor.

    Bende boş  zamanlarımda diye başliyim bari. (özentilik olcak ama kusra bakma iröw higaga) Ben de nerdeyse İröw gibiyim. Kitap okumaya onun sayesinde başladım ve bazı şeyleri onun sayesinde öğrendim ; Yunan Tanrıları , DMC , astral seyahat , tütsüler , ritüeller , rock müzik hatta animeler. Ama tek uyuşmayan kısmımız PALYAÇOLAR ... Palyaçolar bana her zaman sempatik gelmiştir ki iröw ün yazdığı efsane bence süper , çocukları yemek büyüleyici ve hatta lezzetli olmalı , kan... İmm hoşuma gidiyor bana kan verseniz içerim bile o dereceyim. İnsanların acı çekmesi hoşuma gidiyor, her seferinde acı çekerken gülmekten kendimi alamıyorum. Ancak o kişi yakın bi arkadaşım veya ailem olursa iş değişiyor , eğer acıyı biri yüzünden çekiyorsa gözüm dönüyor ve o kişiyi parçalama derecesine getiriyorum (ki geçen sene iröw ne yaptığımı çok iyi biliyor xd) Neyse bu kadar psikopatlik yeter benden korkmanizi istemem. Ama daha bu psikopati altındaki duygusali gormediniz. Umarım yakında onu da gorursunuz.

Bi sevgilim de var beni benden alan, herseyimle aynı olan , adını vermek istemiyorum. 20.günümüzdeyiz herşey çok hızlı geçti ve onu  çok seviyorum onun hakkında pek bisi yazmak istemiyorum çünkü nazar diye çok korkuyorum.

İröw'ün  deyimiyle YOYOLU KALIN...

SIRIK SLENDY

Yazacak konu bulamayınca çoğu kişinin bildiği kardeşimiz Slendy den bahsetmek istedim. Bu arkadaşımıza taktığım lakap Sırık Slendy.  Çok uzun boyu var. Tam bir SURATSIZ.  Evet doğru suratı yok.  Ama bu ona bir karizma katıyor. Ama bunun yanında ergen kızlarımızın ona "Aşkım Slendyy... " "Seni çok seviyorum Slendy,  gel beni izle" dediği bir ülkede yaşadığımız için adam artık ürkütücü gelmiyor. Adamın posterini yakında odalarının duvarına asıp twerk yapacaklar diye korkuyorum :(.
Bu kardeşimiz ormanda partiler vermeye ve uzun boylu balık burcu kadınlarına bayılırbayılır (ben xd).
Boş zamanlarında insanları dikizleyerek taciz etmeye bayılır. Hayır hayır sakın sapık olduğunu düşünmeyin.  O çok yalnız ve biraz arkadaşa ihtiyacı var. Onu da oyununuza alsanız ne olur çocuklar ;(
Neyse Slendy ile bir anımı anlatıyım da neşelenin. xD
Geçenlerde yolda yürüyorum. Bizim mahalledeki Emine teyzem çıkmış cama mahalleyi izliyor. E tabi kadında dedikodu bol. Camın önünden geçerken kolumdan bi tuttu. Kolum koptu resmen teyze yavv.
Dedi "Şu uzun genci gördün mü. Şimdiki gençler de çok yüzsüz oldular." Eliyle gösterdiği yere baktım. Anam. Bu bizim çapkın Slendy değil mi dedim. Gittim yanına tabi bu nolduğunu anlayamadı. Dedim "Hayırdır sen buralara uğramazdın Selocan" Hüzünlü bir şekilde bakıp (o nasıl oluyor ben de bilmiyorum xd) Emine teyzeyi işaret etti. Ben şok. Ben wefad. Ben iptel.
Bizim koskoca Selocan gel Emine teyzeye tutul. Ama seviyom be keretayı.


Blogumu takip edin
yoyolu kalın...

ÇİZİM

çizimim...

ÜŞENME HASTALIĞI


Bakın bu çok ciddi bi durum. Üşenme hastalığı. Çoğu gençte görünen bu hastalık bazen yetişkinlerde de boy göstermektedir. Oldukça ciddidir ve erken tanı konulmazsa sonrasında ilerleyerek "Üşenmeye Üşenme Hastalığı" evresine geçer. Bu da ilerlediğinde artık daha da kötüleşir ve ölüme kadar gider.
Yaptığımız araştırmalar ve Rus Kozmonotlarının (ne alakaysa xd) marsta yaptığı su bulma çalışmalarının sonucunda Dr. Işık Hızı ile yaptığımız röportajı size aktarmak istiyoruz.

"Böyle bir şey görmedim. Vakalarımız gerçekten çok ciddi. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bazı hastaların nefes almadığı zamanlar oluyor. Bunun nedeninin sıkıcı geçen yaz tatili olduğunu düşünüyoruz. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz."

Evet sevgili okuyucular Dr. Işık Hızı böyle diyor.
Hastalıktan korunma yollarını şöyle sıralayabiliriz:
1) Eğlenin
2) Arkadaşlarınızla dışarı çıkıp dolaşın
3) En önemlisi irowunblogunu takip edin.




Blogumu takip edin
yoyolu kalın...


JACK POT

Hey aranızda Devil May Cry ı bilmeyen kalmamıştır umarım. Eğer varsa da artık bu yazı sayesinde öğrenicek.
Baştan belirtmek istiyorum. Bu yazıdaki resimler benim çekimlerim değil ve bulduğum resimler benim değil kısa süre içinde bana mesaj olarak gönderilen birkaç resim (Emir-kun QvQ).
öhöm. İlk önce oyunumuzun ana karakteri olan Dante ile başlamak istiyorum.

DANTE



Sparda'nın oğlu Vergil'in ikizi olan Dante ilk dört oyunda yarı iblis yarı insan olarak geçerken 5. oyunda yarı melek yarı iblis olarak geçmektedir. Her iki durumda da nefilimdir.
Babası bir nefilim olan Dante babasının yolundan giderek iblislerle savaşarak Devil May Cry adını verdiği şirketinde pizza ve çilekli dondurma yiyerek hayatını sürdürmektedir. Yanında ara sıra görünen Tresh ve Lady ile çalışmaktadır. Benim biraz Deadpool a benzettiğim Dante, ince espriler yaparak karşısındakiyle savaş sırasında dalga geçer ve karşısındaki rakip kadınsa ve güzel giyinmişse fırsattan istifade eder.
Beyaz saçlarına ve buz mavisi gözlerine hayran olduğum kişiliktir.
İtiraf etmeliyim 5. oyun (ninja theory yapımı olan) benim için tam bir fiyaskoydu.
O saman altından su yürüten, zeki, ağırbaşlı, eğlenceli Dante gitmiş, yerine yeni yetme bir ergen gelmişti.
Babası Sparda dan aldığı kılıcı Rebellion ve ikiz silahları Evony Ivory benim için efsanedir. Vücudunun bir parçası gibi kullanır. Aynı zamanda her oyunda gelen farklı silahları ve skillleri ağzımı açık bırakıyor her seferinde.

VERGİL



İlk önce insanlık görevi olarak size uyarımı yapıyim.
Sakın google a Dante ile olan fotoğraflarını aratmayın. Yüzde doksanı yaoi çıkacaktır.
Benim Favori 3. karakterim Vergil en az Dante kadar karizmatik ve havalı oyunlarında alternatif olarak seçip oynayabileceğiniz karakter. Dante nin aksine ağır silahlar taşımak yerine katanası Yamato yu kullanmayı tercih eder. Büyü yapabilir ve Yamato ile harika combolar oluşturuyor.

NERO



4. oyunda karşımıza çıkan Nero DmC oyuncularının çoğunun tartışma konusu oldu. Bu kardeşin aslında kim olduğundan bn de pek emin değilim. Bazıları Sparda nın oğlu olduğunu, kimileri Dante nin, kimileriyse Vergil in oğlu olduğunu söyledi. Bana en mantıklısı Vergil gelşyor. Şu sağ kola bakın. Vergil in iblis halindeki kolun aynısı. Ayrıca Yamato yu kullanabilmesi de bir tesadüf olamaz değil mi... (elime güvenilir bir kişiden geçen bilgiye göre Capcom Nero nun Vergil in oğlu olduğunu açıklamış)


blogumu takip edin
yoyolu kalın...

YENİ YAZARIMIZ

Yeni yazarımıza hoşgeldin diyelim. :D
Şu anda kendisi yazamıyor. Ama rica etti sizin için onu tanıtıcakmışmışım .s
Neyse o İlayda. ._. Benim 7 senelik bff m. Kısa sürede ailem haline gelen tek kişi.


Poseidon kızı olduğu halde hala Poseidonun tam halini ve neye benzediğini bilmez.
Eti Brownie yerken salyalarıyla çikolatanın ilişkisini açıklayamadığım bir kişilik olmasına rağmen iyi biridir.
Civciv, davşan gibi lakapları vardır ve boş zamanlarında bej tane çikolata yemeye bayılır.
Aynı zamanda birlikte insanları göt ekmekte ve trollemekte üstümüze yoktur. Her bi bokumu bilir.
Çabuk trip atar ama 5 dk geçmeden karşınıza geçip pişkin pişkin gülmeye başlar. En çok bu yanını seviyorum.
Mahmut Tuncer fanıdır.
Höwalizm dinini benimsemiştir.
Ve karşısına geçip dudaklaarını büzerseniz refleks olarak aynısını yapar.
Soyadına Çaldemir dediğim kişiliktir.
Kumral saçları ve beyaz teniyle benden kısadır. Birbirimizi kardaş olarak görürüz (iköz sen alınma xd).
Tam bir Eminem fanıdır. Kıza bu yüzden bi ara Slim diyoduk.
Benim sayemde başladığı ve ilgi duyduğu şeyleri zamanla geliştirdi.
Daha fazla uzatmıyim. Zaten kısa zamanda yazmaya başliyacaktır. Kendini bi de kendi gözünden tanıtır.

Blogumu atkip edin
yoyolu kalın...

PALYAÇOLAR KATİLDİR!!!!!!!1!!!!111!1!BİR!BİR!1

Kesinlikle bilmeniz gereken en önemli gerçeğin bu olduğunu düşünüyorum PALYAÇOLAR KATİLDİR. Aranızda sanırım Cloisonne efsanesi duyan yoktur. İnanın bana bunu küçükken öğrenen birinin palyaçoları her gördüğünde yüzünün renginin solması ve ağlamaklı olması oldukça doğal bir durum. gerçekten hikayesini duyduktan sonra aynı gözle bakmicanızı düşünüyorum.


Allah aşkına şuna bakın. Töbestafurullah. Töğbe töğbe çok töğbe...
Neyse fazla uzatmayıp anlatmaya başlıyorum.
Çok eski zamanlarda insanlardan uzakta dağların eteğinde yaşayan bir yaratık varmış. Bu yaratığın soğuktan kızarmış ve şişmiş kocaman iğrenç bir burnu varmış. Derisi pullu bir elbise gibi duruyormuş  Aynı zamanda büyük ayakları varmış. Başının tepesindeki boynuzu da cabası...
Yaratığa Cloisonne adını takmışlar. Cloisonne her yıl her soğuk ayı (ekim, kasım, aralık, ocak, şubat) temsilen bir çocuğu yani yılda 5 çocuğu civardaki köylerden alıyormuş. Çocukları mağarasına götürüp onlarla kendine ziyafet çekiyormuş (aman ne lezzetli !).

Buna son vermek isteyen bir köylü Cloisonne un mağarasına gidip onu öldürmek istemiş. Başarmış da. Ama daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunun farkında değilmiş. Cloisonne öldüğü anda derisi dışındaki her şeyi buharlaşmış ve deri bir kıyafet gibi orda adamın karşısında kalmış. Adam zaferini temsilen Cloisonne un derisini de alıp köyüne dönmüş. Kutlamalar yapılmış. Adam zaferini temsil etmek için Cloisonne un derisini giymiş. Ve olan olmuş. Adam deriyi sonrasında çıkartamamış. Her yolu denemişler ama deri adama yapışmış durumdaymış.
Adam zamanla delirmiş. Çok acıkmış...çocuk etine. İlk önce kimseye zarar vermek istememiş ama açlığı artınca gözü dönmüş ve çocuklardan birine saldırmış. Ve tahmin edileceği gibi çocuğu yemiş. Geriye sadece ufak, ham kemikleri kalmış. Ve biliyor musunuz, bundan zevk almış.
O günde sonra Cloisonne yemin etmiş ve insanları lanetlemiş. Kıyafete temas eden herkes Cloisonne ye dönüşecek ve her yıl 5 masum çocuğu yiyecekmiş.
Gel zaman git zaman Cloisonne efsanesi günümüz palyaçolarına dönüşmüş. O katil kana susamış canavarı getrdiğimiz hale bakın.
Ha bi de unutturmadan söyliyim. Eğer bir Cloisonne ile karşılaşırsanız onu öldürmenin tek yolu kafasını kesmektir. Tereddüt etmeyin. Kafasını kesin gitsin. Bu dünya Cloisonne ve palyaçolar olmadan daha güzel bir yer.

blogumu takip edin
yoyolu kalın...

U.U

Sizinle tamamen açıksözlü bir şekilde konuşucam. Beni sevenler veya sevdiğini düşünler bu yazım size. Ben iki kişilikliyim. Çoğunuza sevecen dost canlısı yüzümü gösteriyorum. Ama bilmeniz gerekir ki o gerçek ben değilim. Gerçek ben insanlardan nefret eden, duygusuz, bencil, kaba bir İrem. Bunu şu ana kadar bir kişi gördü. Bana korku dolu gözlerle baktı ve "Duygusal İrem nerde? Çok değişmişsin" dedi. Bakın anlamanız için söylüyorum. İşte ben böyle bir pisliğim. Benden nefret etmeye başlayabilir, benden soğuyabilir ve bir daha benimle konuşmayabilirsiniz. Ama şunu bilin; umrumda değilsiniz. Kimse için değişemem. Kimse sevmiyo diye olduğum kişiliği, davranışlarımı değiştiremem. Eğer o halimi gördüyseniz; bilin isterim ki öyle olma nedenim sizsiniz. Beni gerçekten kırmış ve incitmiş olacaksınız ki o haldeyim.
Blogumu takip edin
yoyolu kalın..

TEŞEKKÜRLER

Arkadaşlar şimdiden hepinize çok teşekkürler. İlk günden 207 görüntülenme olmuş. Hepiniz sağolun, varolun. İnşallah zamanla okuyucularım çoğalır. Okuyan kişilerin olduğunu bildikçe yazma isteğim artıyor. Ama küçük bir isteğim var sizden. Google hesabı olanlar yazıların altında yorumlarınızı lütfen eksik etmeyin. Ben de buna göre eksiklerimi görüp ona göre yazılarda değişim ve düzenleme yapabileyim. Ayrıca siz yorum attıkça istediğiniz konuları da belirleyip ona göre yazabilirim. Kısa zamanda çeşitli konularda denemeler de gelebilir. İlayda sağolsun deneme yazma işini kendi üstlenmek istedi. Ona minnettarım. Yorumlarınızda belirttiğiniz konular ve soruları daha kolay cevaplamak için İlayda ile birlikte sizin için videolar da hazırlayabiliriz.
Hey! Sizi seviyorum.
Blogumu takip edin
yoyolu kalın...

Pazar

KİNEZİLER



TELEKİNEZİ

Çoğu yerde ve araştırdığım kaynaklarda düşünce gücüyle cisimleri etkileme olarak geçiyor. bununla kapıları kilitleyebiliyor ve cisimleri hareket ettirip hafif şeyleri düşürebiliyormuşsunuz. Ben şahsen bu kadar uğraşıp yapamadım ama denemekten zarar gelmez.




BİYOKİNEZİ

Bunda ise beyin gücünüzle DNA nızı etkileyip göz renginizi saç renginizi vs. değiştirip acılarınızı azaltıp kendinizi iyileştirebiliyorsunuz.




TERRAKİNEZİ

Beyin gücüyle toprağa hükmetme olarak geçer. Bu kineziyle taşları oynatıp küçük çaplı depremler yapabilirsiniz.




SONOKİNEZİ

Bunda ise ses dalgalarını kontrol edebiliyoruz. Ses bombaları atıp camları çatlatabiliyor, kulak zarını tahriş edebiliyoruz.


NEKROKİNEZİ

Bu pek tavsiye edilmeyen bir yöntem. Bununla canlıları öldürüp ölü varlıklar hareket ettirilebiliyor. Tabiki anatomik bilgi gerekiyor. İlk başta kurbağa gibi küçük canlıları öldürebiliyorsunuz. Daha sonra ilerledikçe insan öldürülebiliyor.

(Bu dalı yapmadan önce iyice telekinezi öğrenmelisiniz ve bu tekniklerdeki olay tamamen mekanik etkileşimlere dayalıdır. Yani ölüye şuraya git şuraya git tarzında komutlar değil de bir mikroişlemci gibi vücuda bir kısım karışık işlemler uygulamalısınız)


PYROKİNEZİ

Bence en harikalarından biri bu. Ateşi kontrol edebiliyosunuz. Düşünsenize ateşin içinden geçtiğinizi. Küçük-büyük ateşleri kontrol edip yakıp söndürebiliyorsunuz. Bunda bi teknik vardı adı galiba çelikten eldiven gibi bişeydi. Onu yaptığınızda ateş sizi etkilemiyo.




AEROKİNEZİ

Şüphesiz en HAVALI bu. Beyin gücünüzle havaya hükmediyosunuz. Mesela küçük hortumlar yaratıp gıcık olduğunuz birini içine fırlatabilirsiniz. Ya da sıcak bi günde sizi rahatsız eden güneşin önüne küçük masum bi bulut koyabilirsiniz.


ELEKTROKİNEZİ

Beyin gücünüzle elektriğe hükmedebiliyorsunuz. Düşünsenize prizden elektrik çekip odanın içini küçük elektrik kıvılcımlarıyla bi parti pistine çevirebilir ya da elinizde bi elektrik topu tutabilirsiniz. Hatta şu filmlerdeki gibi ampulleri karartabiklirsiniz.




HİDROKİNEZİ

Benim yapmayı en çok istediğim bu sanırım. Sıvı kontrolü. Dalgalar oluşturabilir, akımlar ve hatta girdaplar oluşturabilirsiniz.




FOTOKİNEZİ

Işığı yönlendirebiliyosunuz. Size havalı bişey söyliyim mi. Bunu kullanarak GÖRÜNMEZ OLABİLİYOSUNUZ.


UMBRAKİNEZİ

Dostlar alın size havalı başka bişey. Bununla gölgeleri kontrol edebiliyosunuz. Gölgenizle oynayıp ampulleri söndürebilirsiniz.






MAGNETOKİNEZİ

X-MEN deki Magneto kardeşimizin yaptığı gibi manyetik ve elektromenyetik alanları etkileyebiliyoruz.


LAKTOKİNEZİ

İnanın bana ben de ilk defa duyuyorum bunu. Tamam gülmeye hazır olun. Süt ve süt ürünlerini bükebiliyormuşsunuz ._.


Bir çiftçi olduğunuzu düşünün. Sarıkız nazlandı ve süt vermek istemiyor xD siz de o muhteşemüstü süper harikulade laktokinezi güçlerinizi konuşturup Sarıkız dan sütü alıyosunuz kdlskdslk Tamam ciddileşiyorum. Bununla sütün tadını tuzunu değiştirip, peynir, çökelek yoğurt gibi süt ürünlerini etkileyebiliyosunuz. Düşünsenize...xD tamam sustum dklfdf


CHRONOKİNEZİ

Bununla zamanı belirli ölçüde yavaşlatıp hızlandırabiliyorsunuz.



sonraki yazımda istenilen bir kineziyi ayrıntılı anlatıcam

blogumu takip edin

yoyolu kalın...

PARAPSİKOLOJİ HAKKINDA



Birine parapsikolojiyle ilgilenip ilgilenmediğini sorduğumda aldığım ilk tepki: Para ile ilgili olup olmadığı. Arkadaşlar bakın size kısaca şöyle söyliyim o doğaüstü olarak tabir ettiğiniz olaylar, güçler, mekanlar... hepsi parapsikolojinin içinde. Mesela bi adamın kalp krizi geçirdikten sonra 10 dk ölü kalıp dirilmesi olayı var. Bu parapsikoloji. Tamam boşverin unutun zaten anlatamadım .s


Herneyse. Parapsikolojiye okuduğum creepy pasta yazılarının arasındaki kısa bi notta rastladım. Adı garibime gitti ve araştırdım. Küçüklüğümden beri ilgi duyduğum şeylerin toplandığı bi fenomen olduğunu öğrenince tabiki küçük çaplı bir çığlık attım. İşin iyi tarafı ailem de bu konularda meraklı ve bilgili bu yüzden araştırdığım, okuduğum makalelere sabırla yaklaştılar. Hatta Okultizm e ilgimi de anlayıp bana destek amaçlı Tarot kartı destesi de aldılar.


Canım anneciğim seni çok seviyorum. Kadın usanıp sıkılmadan sabırla beni geceler boyu dinledi. Arada kendi yorumlarını da eksik etmedi.


Konu yeterince saptı.


Parapsikolojide en çok bilinen terim olan kinezileri anlatıcağım bir sonraki yazımı bekleyin.


yoyolu kalın...

İLK YAZI *-*



Selammmm...

Bu blogumun ilk yazısı. Aslında ne yazacağımı ve ne yazmam gerektiğini bilmiyorum. Bu yüzden biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Sanırım yan kutudaki hakkımda yazıyı okudunuz. Ama ben yine kısaca bahsediyim. Ben irem ups yani iröw :D

Boş zamanlarımda (tüm zamanlarım boş olur benim C:) kitap okur ve resim çizerim. Genelde karakalem ve fanart çizimi yaparım elimden geldiğince sizinle paylaşmaya çalışıcam. Bu blogda benim ilginç bulduğum konular hakkında yazılar, resimler, benim çizdiğim resimler ve çektiğim fotoğrafları bulmak mümkün olacak örnek olması için bikaç fotoğraf













biliyorum biraz amatörce çekimler ama kendimi geliştirmeye çalışıyorum.


Başka konuu... Müzik.

Müzik zevkimin gelişmesinde ister inanın ister inanmayın annemin payı büyük. Genel olarak dinlediğim Rock Metal gruplarının yanı sıra klasik müziğe bayılıyorum.

Kaykay tutkum var. Biliyorum kaykayım yok binmeye çalışsam anında kafamı kıracağım ama kaykaya binmeyi hayatımda bir kez olsun 360 flip yapmayı çok istiyorum.

Anime ve mangayla iç içe büyüdüm.









Video oyunları oynamayı seviyorum. Onları oynarken sanki beni üzen, kızdıran herşeyi unutuyorum.

Pek insanlarla anlaşabilen biri değilim. Fazla arkadaşım da yok. Zaten olsaydı burda değil onlarla birlikte dışarda olurdum. Her zamnaki gibi mükemmel geçmesini planladığım ve hep gezeceğim o tatil nerde?

Aslında İstanbul'da gezebileceğim yer kalmadı diyebiliriz. Artık gezmek için ve biraz da ekşın için burda yani Nurtepe de saat 9 dan sonra dışarı çıkmanız yeterli olacaktır. Yumuşak bir düşüşle önünüze düşecek bir biber gazı ve arada masum biri olarak yiyeceğiniz birkaç cop darbesi hayatınızı renklendirebiliyor.

Gözünüzün önünden ayrılmayan mahalle teyzeleri ve keko kardeşlerimiz de cabası. İstanbul'da ziyaret edilmesi gereken en iyi (!)yerlerden biri. Geldiğinze haber verin, sizi bekliyor olucam ^^

yoyolu kalın...